Reklam
Reklam

FAİK AKTAŞ’IN KALEMİNDEN “KURBAN İBADETİ”

2 Ağustos 2017
158 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

KURBAN İBADETİ

Yüce Rabbimizin insanoğluna verdiği nimetler sayılamayacak kadar çoktur. Onu yoktan var ederek, akıl ve benzeri yeteneklerle bütün yaratıklara üstün kılan Rabbimiz, yalnız kendisine inanmakla, şükür demek olan ibadetlerle yükümlü kılmıştır.

Kurban ibadeti insanlık tarihi kadar eskidir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Âdem (a.s)’ın oğulları Hâbil ile Kâbil’in kurbanları (Mâide, 5/27) ile Hz. İbrahim (a.s)’ın oğlunu kurban etmekle imtihan edildiği, bu imtihanı kazanması üzerine kendisine kurban etmesi için bir kurbanlık verildiği haberi ile dile getirilmektedir. (Saffât, 37/100-110)

Kurban ibadeti sadece İslam dinine özgü bir ibadet değildir. İlahi vahye dayanan bütün dinlerde bu ibadet vardır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Biz her ümmete (kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık.” (Hac, 22/34)

Kurban, Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicretinin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” (Kevser, 108/2)

Kurban ibadeti meşru olduktan sonra Hz. Peygamber her sene kurban kesmiş, kurban kesmeyi hiç terk etmemiş, önemini ümmetine bildirerek kurban kesmeyi teşvik etmiştir.

Zeyd bin Erkam (r.a) şöyle demiştir: Sahabenin “Kurban nedir?” sorusuna Peygamberimiz (s.a.v); “Babanız İbrahim’in sünnetidir” buyurdu. “Ey Allah’ın Elçisi! Kurban ibadetinden bize ne kadar sevap verilir?” sorusuna da Peygamberimiz (s.a.v); “Yünlerinin her bir kılına dahi on hasene (sevap) verilir” buyurmuştur. (İbni Mâce, Edâhî, 3, H. no: 3127)

Âişe (r. anhâ)’dan rivayet edildiğine göre; Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Âdemoğlu kurban bayramı günü kurban kesmekten daha fazla Allah katında sevimli hiç bir amel işlememiştir. Şüphesiz o (yani kesilen kurban), kıyamet günü boynuzları, tırnakları ve kıllarıyla gelir ve (sahibinin sevap kefesine konur.) Şüphesiz kurbanın kanı daha yere düşmeden önce, Allah katında kabul olunur. Artık (sevabı böyle olunca), gönülleriniz kurban (kesmek sebebi) ile (sıkıntılı değil) hoş olsun.” (İbni Mâce, Edâhî, 3, H. no: 3126)

Ebû Hureyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre; Rasûlüllah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Kimin kurban kesmeye gücü yeter de kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın.” (İbni Mâce, Edâhî, 2, H. no: 3123)

Dinimizin mal ile yapılan ibadetlerinden olan kurban, nisap miktarı mala sahip olan, buluğ çağına ermiş, akıllı, hür ve mukim olan her müslümana borç olan bir ibadettir. Misafir veya yolcu olanlara vacip olmamakla beraber kurban keserlerse kurbanları makbul olur. En iyisi bayramda gidecekleri yerde, gitmeden önce birisini vekil ederlerse vacip olan kurbanlarını kesmiş olurlar.

Kurbanın, adak kurbanı, temettu ve kıran haccı yapanların kestiği hac kurbanı (hedy), hacda kesilen ceza kurbanı, vasiyet etmişse ölü için kesilen kurban, kurban bayramında kesilen kurban (udhiye) ve çocuğun doğumundan bulûğ çağına kadar çocuk için kesilen nesîke kurbanı gibi çeşitleri vardır. Bütün bu kurban çeşitlerinin hepsinde kurban şartlarını taşıyan hayvanlar kurban olarak kesilirler.

Kurban kesme vakti bayram namazı kılınan yerlerde bayram namazından sonra başlayan ve bayramın 3. günü akşamına kadardır. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:

“Bu günümüzde bizim için ilk yapılacak şey namaz kılmaktır. Ondan sonra (evlerimize) dönüp kurban kesmek olacaktır. Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur. Kim (namazdan) önce kurban keserse, o da ailesine sunduğu bir ettir, kurbandan bir şey değildir.” (Buhârî, Edâhî, 1, H. no: 5225)

Cündeb b. Süfyan rivayet ederek dedi ki: Resûlüllah (s.a.v) ile birlikte kurban (bayramın)da bulundum. Namazı kılmadan önce bir de ne görsün, kesilmiş kurban etleri!.. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Kim kurbanını (bayram) namazı kılmadan – veya biz (bayram) namazı kılmadan – önce kesmişse yerine bir başkasını (kurban olarak) kessin! Kim de kesmemişse besmeleyle kessin!” (Müslim, Edâhî, 1, H. no: 1960)

İmam Şafii bayramın 4. günü akşamına kadar kurban kesilebileceği kanaatindedir.

Kurban, kesim zamanında kesilmezse olduğu gibi veya bedeli fakirlere sadaka olarak verilir. (İslâm İlmihali, s. 328; Lütfi Şentürk, Seyfettin Yazıcı, Diyanet İşl. Bşk Yay., Ankara–2009, 16. Baskı)

Kesilecek hayvan; deve, sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden olmalıdır. Deve 5, sığır ve manda 2, koyun ve keçi bir yaşını doldurmalıdır. Bir yaşında görünen 6 aylık toklu kuzu da kurban edilebilir.

Koyun ve keçi bir kişi, deve, sığır ve manda birden yedi kişiye kadar -tek veya çift sayı olması fark etmez- ortaklaşa kesilebilir. Ortakların hepsi kurban niyetiyle ortak olmalıdırlar. Ortaklardan birisi kurban değil de et niyetiyle katılırsa ortakların hiç birisinin kurbanı olmaz. Böyle olan kurbanın eti, kesenin kendisi ve yakınları tarafından yenilmez, tamamı sadaka olarak dağıtılır. (İslâm İlmihali, A.g.e., s. 328) Bunun için ortaklarımıza dikkat etmeliyiz.

Kurbanlık hayvan, hasta, kesileceği yere gidemeyecek kadar zayıf ve topal, iki veya bir gözü kör, kulaklarının veya kuyruğunun üçte birinden fazlası kesik, dişlerinin yarıdan fazlası dökülmüş olan, doğuştan kulağı bulunmayan, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olmamalıdır. (İslam İlmihali, A.g.e., s. 325)

Diğer ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinde de samimi bir niyet ve gösterişten uzak, sırf Allah rızasını kazanmak olmalıdır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Onların (kurban olarak kestiğiniz hayvanların) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Rasûlüm!) Güzel davrananları müjdele.” (Hac, 22/37)

Kurbanı kesebiliyorsak ya bizzat kendimiz kesmeliyiz veya kesebilecek ehil birine vekâlet vermek suretiyle kestirir de kendimiz orada isek kesilirken, hazır bulunmamız sevaplıdır. Çünkü Peygamberimiz, kızı Hz. Fâtıma’ya şöyle buyurmuştur:

“Kurbanın kesilirken orada hazır bulun. Zira işlemiş olduğun her günah, kurban kanının ilk damlası yere düştüğünde, bağışlanır.” (İslâm İlmihali, A.g.e.,s. 326)

Kurbanları, müslüman olan erkek ve kadınlar keser. Her ne kadar ehl-i kitabın usûlüne göre kestikleri helâl ise de, kurban bir ibadet olduğundan onu imkân varsa müslümanın kesmesi daha uygun olur. (İslâm İlmihali, A.g.e., s. 326)

Kurbanımızı cadde, sokak ve parklarda keserek çevreyi kirletmemeliyiz. Kurban kesim yeri olarak belirlenmiş yerlerde temizlik şartlarına uyarak bu ibadeti yapmalıyız.

Kurban, Allah’ın bize verdiği nimetlere karşı bir şükürdür. Eğer Allah’ın verdiği nimetlere karşılık şükreder, ibadetlerimizi tam bir samimiyetle yaparsak Allah bize nimetlerini arttıracağını vaat ediyor. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetlerimi) arttıracağım ve eğer nankörlük yaparsanız azabım çok şiddetlidir.” (İbrâhîm, 14/7)

Kurbanlık hayvan, yüzü kıbleye gelecek şekilde sol yanı üzerine eziyet edilmeden yatırılmalı, gerekiyorsa ayakları bağlanmalı, sağ arka ayağı boşta bırakılmalı, keskin bir bıçakla tekbir getirdikten sonra “Bismillâhi Allahu Ekber” diyerek kesilmelidir. “Bismillâhi Allahu Ekber” kelimelerini söylemeye çok dikkat edilmelidir.

Eğer vaktimiz varsa, kurbanımızı kesmeden önce veya kestikten sonra şöyle dua edebiliriz:

اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ   – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ حَنِيفاً وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُشْرِكِينَۚ   … اِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَۙ   لَا شَرِيكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ   اَللهُمَّ هٰذَا مِنْكَ وَاِلَيْكَ.

“Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm.

İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara’s-semâvâti ve’l ardi hanîfen vemâ ene mine’l- müşrikîn. (En’âm, 6/79) …İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-âlemîne Lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü’l-müslimîn. (En’âm, 6/162, 163)  Allâhümme hâzâ minke ve ileyke.”

“Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm. Bismillâhi’r-rahmâni’r-rahîm. Ben hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Ben Allah’a ortak koşanlardan değilim.” (En’âm, 6/79) “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. İşte ben bununla emrolundum. Ben müslümanların ilkiyim.” (En’âm, 6/162, 163) “Allâhım! Bu Sen’dendir ve yine Sana’dır.”

Kurban henüz ölmeden kafasını gövdesinden ayırmak ve derisini yüzmeye başlamak mekruhtur. İsteyenler kurbanının kesildiğini gördükten sonra mekruh vakit değilse iki rekat nafile namaz kılabilirler.

Kurbanın etini üçe bölmek; bir bölümünü fakirlere, bir bölümünü eş dost ve akrabaya dağıtmak, bir bölümünü de evine, çoluk çocuğuna ayırmak en güzelidir. Kurbanın derisi satılmaz, kasap ücreti olarak verilmez, tabaklanıp kullanılabilir; en iyisi bir hayır kurumuna hibe edilir.

Kurban ibadetini vekâlet vererek bulunduğumuz yerden başka yerlerde, hatta yurtdışında da kestirebiliriz. Ancak kurban kesmek bir ibadet olduğu için vekâlet verdiğimiz kişi veya kuruma kurbanımızı keseceğine dair güvenimiz tam olmalıdır. “Acaba kurbanım kesildi mi, kesilmedi mi?” gibi bir şüpheye kapılırsak kurbanımız geçerli olmayacağını bilmeliyiz.

Ölmüşlerimizden her hangi birisi için kurban kesmek istersek; eğer ölmüş olan yakınımız vasiyet etmiş ve kurban alabilecek kadar para veya mal bırakmış ise o kurbanı kesmemiz gerekir. Bu kurbanın etinden ölünün vârisleriyle dinen zengin sayılanlar yiyemezler. Bunun tamamı yoksullara dağıtılması gerekir. (İslâm İlmihali, A.g.e, s. 328)

Ancak ölmüşlerimizin her hangi bir vasiyeti olmaksızın sevabını onlara bağışlamak maksadıyla kurbanı her zaman kesebiliriz. Böyle bir kurbanı kesmek zorunda olmadığımız gibi her hangi bir zamanı da yoktur. Memleketimizin bazı yörelerinde bu kurbanı çoğunlukla arefe günü keserler.

Adak veya udhiye kurbanı mutlaka kesilmesi gerekir. Vasiyet olmaksızın ölülerimiz için kesilmesi istenen kurbanın değerini ölmüşlerimiz için fakirlere verebiliriz.

Kurban kesen kimse, Allah’ın ve Peygamber’in emrine uymuş, kulluk bilincine erişmiş, Allah’ın verdiği malı yine O’nun yolunda harcayarak Allah’a şükretmiş olur. Çok sevap kazanmış, ahiret için azık hazırlamış olur.

Arefe günü sabah namazından başlayarak, bayramın 4. günü ikindi namazına kadar, ikindi dâhil 23 vakit her farz namazının sonunda selâm verince Teşrik Tekbirlerini söylemeyi unutmayalım. Teşrik tekbiri şöyledir: “Allahu Ekber Allahu Ekber Lâilâhe illallâhu vellâhu Ekber Allahu Ekber ve lillâhi’l-hamd.”

01 Eylül 2017 Cumartesi günü idrak edeceğimiz Kurban Bayramınızı cân-u gönülden tebrik eder, Yüce Rabbimin hakkımızda hayırlara, mazlum ve mağdur olan müslüman kardeşlerimizin kurtuluşuna, bütün insanlık için de huzur ve barışa vesile kılmasını dua ile niyaz ediyorum. Âmin!

Faik AKTAŞ / Eyüp Vaizi

hackadan61 (440 Posts)


Reklam

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz